Zamanla Barışık Olmak

Zamanla barışık olmaktan söz etmeden, Az Çabayla Çok Başarı’nın amacı tamamlanmış olmayacaktır. Yağmurcumuz köye vardığında, gökyüzünün rahmetini boşaltacağı anı sabırla bekleyerek çadırında dört gün geçirdi. Yağmurun yağması için herhangi bir tarih belirlemedi. Tüm zamanını, kendi içinde çok büyük bir uyumu öne çıkararak bu uyumun taşıp tüm köyü doygunluk noktasına taşımasını sağlamak için değerlendirdi. İşi bitirmesi dört gününü aldı. İşe başladığında, ne kadar süreceğine dair Yağmurcunun hiçbir fikri yoktu. Yağmurun yağması için köyün yeterli uyuma ulaşmasının ne kadar süreceğini hesaplamak için kullanabileceği herhangi bir matematik formülü de yoktu. Zamandan çok, işe odaklanmıştı.

ZAMAN İKİLEMİ

 

Zaman sizden ve benden önce de vardı, biz tarihe karıştıktan sonra da var olmayı sürdürecek. Yine de, benim. için, zaman yalnızca ben varolduğum için var. Ben olmasam, zaman da olmazdı. Ben varolduğum için, zaman benimle mücadele etmek için burada. Zaman fazla kısa, fazla uzun, fazla sıkıcı, fazla heyecanlı; zaman uçuyor, zaman sürükleniyor; geç kalıyoruz erkenci oluyoruz; zamanı satın almaya çalışıyoruz, zamanı boşa harcıyoruz. Zamanı yönetmeye ve kontrol etmeye çalışıyoruz, ama çoğu kez, zaman bizi kontrol ediyor.

Bizim zamana hükmetmemiz yerine, genelde zaman bize hükmediyor. Buluşmalara geç kalıyoruz, işimizi yetiştiremiyoruz; görevlerimizi tamamlayabileceğimiz fazladan zamanı kazanmak için uykudan feragat ediyoruz. Oraya koşturuyoruz, buraya koşturuyoruz, her yere gidiyoruz, hiçbir yere varamıyoruz.

Çaresizlikten, “zaman yönetimi” kavramını yaratıyoruz. Zaman yönetimi işe yaramasa da, onu yönetmek için bir şeyler yaptığımızı hissettiğimiz sürece, kendimizi daha iyi hissediyoruz. Zamana gelince, o asla bizim yönetimimize girdiğine dair bir anlaşma yapmadı.

Bir Cevap Yazın