İyi Dinlemeye Karar Vermek

Birisiyle tanıştığımızda dört dakika boyunca tüm dikkatimizi verebilsek,

her durumda bu hareketimiz yaşamlarımızı değiştirebilirdi.Leonard ve Natalie Zunin, İlk Dört Dakika

Dikkatli dinleyiciler olma amacımız mesajının tamamının ve mesajı verenin anlaşılabilmesi için içimizdeki gürültüyü susturmaktır. Başkalarını özenle dinlediğimizde onlarında içsel gürültülerini susturmalarına yardımcı oluruz. İnsanlar, bütünüyle onlarla olduğumuzu fark ettiklerinde, içlerindeki rol katmanlarını kesip zihinlerinde gerçekten ne olduğunu söyleme konusunda kendilerini daha özgür hissetmektedirler.

Daha iyi bir dinleyici olmadığımız için bilginin bir kulaktan girip diğerinden çıktığını, ilişkilerin bozulduğunu ya da fırsatların kaçtığını düşünmek çıldırtıcı bir durum. Konuşma yeteneğimiz senelerce ne yazık ki birbirimizi dinleme yeteneğimizden üstün tutuldu. Belirli bir konu üzerinde saatlerce konuşabiliriz ama çoğumuz bir profesörün verdiği konferansın çok az bir kısmını hatırlar. Dikkatle dinleme yaklaşımı, insanlar ve bilgi arasında bağlantı kurmak ve 21 yy.’daki iletişim sorunlarına cevap vermek üzere ortaya çıkan bir zihin halidir. Bu yaklaşım ile bakın neler kazanaksınız:

  • Aile içi, sosyal ve mesleki yaşamda daha tatmin edici ilişkiler
  • Dikkatlilik anlarında artış
  • Daha başarılı diyaloglar
  • Diğer kişilerden daha fazla işbirliği sağlayabilme
  • Artan üretkenlik
  • Verimli takım çalışması
  • Daha yüksek notlar
  • Daha güçlü bir bilgi tabanı
  • Artan öz güven
  • Daha gelişmiş görüşme yapma yetenekleri

Dinleme kurslarımdaki öğrencilerin bazıları kendi dinleme yetenekleri zayıf olduğu için değil de çok yetersiz dinleyenlerle birlikte yaşadıkları veya uğraştıkları için kursa gelmektedirler. Dinleme yeteneği zayıf olan bu yakınları hiç değişmeyeceklerse belki de bu kişilere ulaşabilmenin bir yolunu bulabiliriz diye düşünmektedirler. Dolayısıyla dinleme yeteneğinizi geliştirerek ilişkinizi geliştirme sorumluluğu alan taraf sizseniz, düzelmeyi reddeden karşı tarafın onu daha iyi anlayabilme çabalarınızı fark etmeye başlaması muhtemeldir. Doğru dinlemeye çalışmak, kendi görüşlerimizi sunabilmemiz amacıyla diğer insanları bize bir şans tanımaları için teşvik eder. Genellikle kendimiz daha iyi dinleyiciler olmaya ve başkalarını değiştirmeye çalışarak normalde erişebileceğimizden çok daha fazla başarı elde edebiliriz.

İletişim kopukluğunun nedeni genellikle kendi kendimizi dinleme eksikliğidir. Kendi kelimelerimizi ve yorumlarımızı dinleyicilerimizin kulaklarından dinleyebilseydik aşırı genelleştirmelerden, hatalardan ve kendimiz ve de başka insanlar hakkında yaptığımız duyarsız, olumsuz yorumlardan dolayı dehşete düşerdik. Anlatmak istediğimizi ifade eden sözler seçtiğimizden emin olabilmek için kendimizi dinlememiz gerekir. Şüphe yok ki başka insanlar bizim beklentilerimize yanıt vermediklerinde kızar ve utanırız. Geliştirmekte olduğunuz dinleme bilinci aynı zamanda kendinizle ve davranış şekilleriniz konusunda sizi motive eden unsura daha iyi uyum sağlamanızı temin eder.

Dinleme yetenekleri olumsuz koşullarda teste tabi tutulur. Stresli iletişimler yol sormayı, birine çıkma teklif etmeyi ya da önemli bir görüşmeyi içerebilir. Bizler saldırgan müşterilerle veya iş arkadaşlarıyla çalışmak zorunda kaldığımızda stres faktörü artar. Düşünceler ve bakış açıları çatıştığında, savunma kalkanlarını kaldırmaksızın mesajın tümünü ne kadar iyi alabiliriz ki? Stres altında, dinlerken yapabileceklerimiz bize yardımcı olmayacaktır. Bu durumlardaki başarımız dinleme gücümüze bağlıdır, bu da nefes kontrolü, konsantrasyon yeteneğini ve dinlemeye karşı oluşturduğumuz bariyerlerle ilgili farkındalığımızı ve diğer faktörlerle birlikte bunlarla nasıl çalıştığımızı kapsar. İyi olmayan koşullar altında iyi dinlemeyi bilmek değerli ve hayati öneme sahip bir yetenektir.

Özellikle ilginizi çeken konuların karşınıza çıktığı anları ya da alarm halinde verilen, örneğin tanınmış birine yapılan suikast haberiyle birden yerinizden sıçradığınızı düşünün. Birçoğumuz söylenen sözlere tamamen dikkat kesilmenin o trajik heyecanını hatırlayabiliriz, hatta o sırada nerede olduğunuzu ve ne yaptığınızı bile hatırlayabilirsiniz. Zihninizde meydana gelen şey doğuştan sahip olduğunuz dinleme refleksinizdir ve bu birden harekete geçmiştir. Peki, bizler buna benzer bir dikkat kesilmeyi günlük iletişimlerimizde, bir konferans sırasında veya hararetli bir tartışma sırasında nasıl sağlarız ve nasıl sürdürürüz?

Bunun için tek yapmamız gereken şey dinleme anlayışımızda yapacağımız değişikliklerdir. Dinlemeye karşı olan tutumlarımızda bir değişim yapma kararı bizlerin doğuştan var olan dinleme yeteneklerini ortaya çıkarır. Dikkatle dinlemek üç faktörün sinerjisi olarak oluşur: Rahatlama, odaklanma ve öğrenme isteği ya da başka birinin bakış açısını görebilme.

Bu kitapta anlatılan çoğu fikir Doğu felsefesi ve Zen Budizmi kökenli olmakla beraber konuyu herhangi bir dinsel bakış açısına götürmez ayrıca bu yaklaşımlar mistik ya da okült değildir. Zen Budizmi felsefesi bizlere günlük hayatın zorluklarıyla başa çıkma yöntemleri vermektedir. Bizlere odaklanmanın, konsantrasyonun ve sevecenliğin günlük hayatımızı nasıl sağlıklı, sakin ve üretken kılacağını öğretir. Zen, etkin bir iletişime zarar veren önyargılılık, olumsuzluk, dar görüşlülük ve kendi kendine zihinsel karmaşa yaratma gibi alışkanlıklarımızı eritmeye ve kendimizde bunların tam tersini geliştirmeye yardımcı olur. Zen Budizmine hayatla ilgili bir psikoloji veya felsefe olarak bakabilir. Yüreğimizle, bedenimizle ve zihnimizle dinlemek konuşmacıyla ilişki kurmadaki tutumumuza yönelik bir değişimi gerekli kılar. Sonuçtaki ödül yerine dinleme sürecine odaklanmayı kapsar. Bu yükselmiş farkındalık bizi, bilincimizin kendimize odaklı olmasından meydana gelen kapalılığı önler, başkalarının zihinleriyle birleşmeden yoksun kalmayı engeller.

Bir Cevap Yazın