Tao İnsanı

Tao insanı
Engelsiz hareket eder
Başka hiçbir canlıya zarar vermez
Eylemleriyle
Yine de bilmez kendisinin “iyi” ve “nazik” olduğunu.

Para için mücadele etmez
Ve yoksulluğu erdem haline getirmez.
Kendi yoluna gider
Başkalarına bel bağlamadan.
Ve gurur duymaz kendisiyle Yalnız yürüdü diye.

“Tao insanı Bilinmez kalır
Kusursuz erdem
Hiçbir şey üretmez
“Olmayan-benlik ”tir
“Gerçek-Benlik.”
Ve en büyük insan
Önemsiz biridir. ”

En zor şey, zihin için neredeyse imkânsız olan, ortada kalmak, dengede kalmaktır. Bir şeyden tam tersine gitmek en kolayıdır. Bir kutuptan öteki kutba gitmek zihnin doğasıdır. Bunun iyice anlaşılması gerekir, çünkü bunu anlamadıkça, hiçbir şey seni meditasyona götüremez.

Zihnin doğası bir uçtan öteki uca gitmektir. Zihin dengesizliğe dayanır. Eğer sen dengedeysen, zihin yok olur. Zihin hastalık gibidir: Sen dengesiz olduğunda oradadır, sen dengeliyken yoktur.

Bu yüzden aşırı yemek yiyen birinin oruç tutması kolaydır. Mantıksız geliyor, çünkü yiyeceğe saplantılı birisinin oruç tutamayacağını düşünürüz. Yanılıyorsun. Ancak yemek saplantısı olan biri oruç tutabilir, çünkü oruç ters yönde aynı saplantıdır. Gerçekte kendini değiştirmek değildir. Yine yiyeceğe saplantılısın. Öncesinde aşırı yiyordun; şimdi de aç kalıyorsun – fakat zihin ters uçtan yiyeceğe odaklı kalıyor.

Ortada kalmak neden zordur? Aynı bir saatin sarkacı gibidir. Sarkaç sağa gider, sonra sola gider, sonra tekrar sağa, sonra tekrar sola; saat tümüyle bu harekete bağlıdır. Sarkaç ortada kalırsa, saat durur. Sarkaç sağa giderken sen onun sadece sağa gittiğini zannedersin, ama aynı zamanda sola gitmek için de ivme kazanmaktadır. Ne kadar sağa giderse, sola, ters tarafa gitmek için o kadar güç toplar. Sola giderken aynı şekilde sağa gitmek için ivme kazanıyordur.

Çok fazla yediğin zaman, oruç tutmak için ivme kazanıyorsun. Sekse aşırı düşkünlük gösterdiğin zaman, er ya da geç brahmaçarya sana cazip gelecek, seksten uzak yaşamak cazip gelecek.

Aynısı ters kutupta da gerçekleşiyor. Git ve sözde sadhu’larına, bhikku’larına, sannyasinlerine sor. Seksten uzak durmayı önemli hale getirdiler, şimdi zihinleri sekse doğru ivme kazanıyor. Giderek daha çok aç kalmayı, açlıktan ölmeyi önemli hale getirdiler ve zihinleri sürekli yemek düşünüyor. Çok fazla yemek düşünmen, ona doğru ivme kazandığını gösterir. Düşünmek ivme demektir. Zihin tersi için hazırlanmaya başlar.

Bir şey: Her hareket ettiğinde, aynı zamanda tersine doğru hareket ediyorsun. Ters taraf gizlidir, görünür değildir.

Bir insanı sevdiğin zaman, ondan nefret etmek için ivme kazanıyorsun. Bu yüzden ancak dostlar düşman olabilir. Önce dost olmadıkça birden düşman olamazsın. Sevgililer tartışır, kavga eder. Ancak sevgililer tartışabilir ve kavga edebilir, çünkü sevmezsen nasıl nefret edebilirsin? En uca, sola gitmedikçe, sağa nasıl gidebilirsin? Modern araştırma sözde sevginin yakın bir düşmanlık ilişkisi olduğunu söylüyor. Karın yakın düşmanın, kocan yakın düşmanın – ikisi de yakınve düşman. Ters uçlarda görünüyorlar, mantığa aykırı, çünkü biz şöyle düşünüyoruz: Yakın olan nasıl düşman olabilir? Dost olan nasıl aynı zamanda düşman olabilir?

Mantık yüzeyseldir, yaşam daha derine iner ve yaşamda bütün zıtlıklar birleşir, bir arada var olur. Bunu hatırla, çünkü o zaman meditasyon dengeleyici olur.

Zamanı zihnin hareketi yaratır, aynı sarkacın hareketi gibi. Zihin hareket ettikçe zamanı hissedersin. Zihin hareket etmediğinde, zamanı nasıl hissedebilirsin? Hareket olmadığında zaman hissedilemez. Bu nedenle bilimciler ve mistikler bu konuda hemfikirdir: Hareket zaman olgusunu yaratır. Eğer sen kımıldamıyorsan, hareketsizsen, zaman yok olur, sonsuzluk ortaya çıkar. Senin saatin hızlı ilerliyor ve mekanizma bir uçtan ötekine gidiyor.

Zihinle ilgili anlaşılması gereken ikinci şey, zihnin daima uzaktakine özlem duymasıdır, asla yakındakine değil. Yakındaki sana sıkıntı verir, ondan bıkarsın; uzaktaki sana hayaller, umutlar, zevk ihtimalini verir. O yüzden zihin daima uzaktakini düşünür. Çekici, güzel gelen daima başkasının karısıdır; aklına takılan daima başkasının evidir; seni büyüleyen daima başkasının arabasıdır. Daima uzaktakidir. Yakındakine körsün. Zihin çok yakındakini göremez. Ancak çok uzaktakini görebilir.

Çok uzakta, en uzakta olan nedir? Karşı yöndeki en uzaktakidir. Birini seversin – şimdi nefret en uzaktaki olgudur; aşırı yiyorsun – şimdi oruç en uzaktaki olgudur; seksten sakınıyorsun – şimdi seks en uzak olgudur; kralsın – şimdi keşiş olmak en uzak olgudur.

En uzaktaki en fevkaladedir. Cezp eder, ele geçirir; seslenmeye ve çağırmaya devam eder ve o zaman, sen öteki kutba ulaştığında, geldiğin yer yeniden güzel olacaktır. Karını boşadıktan birkaç yıl sonra, karın yeniden güzelleşmiştir.

Uzaktaki daima büyüleyici hale gelir. Aynı tekdüzeliğe yeniden girebilirsin ve sonra yine tersini düşünmeye başlayacaksın. Hatırla, zihin daima karşı yöndekini düşünür, daima tersinden büyülenir. Yani eğer zenginsen, yoksulluk ilgini çekecek. Bütün zenginler yoksulluğun hiçbir zenginin yaşayamayacağı büyük bir özgürlük olduğunu düşünür. Bir kral bir ağacın altında uyuyan bir dilencinin yanından geçerken -insanlar gelip geçer ama dilenci rahatsız olmaz, çarşıda bile uyuyabilir, ne güzel uyku- onu kıskanır. Krallar daima dilencileri kıskanır ve krallar daima keşiş, sannyasin olduklarını hayal ederler.

Gel de dilenciye sor… o mutlu değil. Krallar mutlu değilse, dilenciler nasıl mutlu olsun? Mutsuz, çünkü o da kral olabilmek için fırsat bekliyor. Onun hayallerine baktığında hep imparator olduğunu göreceksin. Dilenciler krallıklar hayal eder; krallar sannyasin olmayı, her şeyden feragat etmeyi hayal eder. Dilenciler bütün dünyaya sahip olmayı hayal eder, krallar hiçbir şeye sahip olmamayı hayal eder.

Zihin için tersi çekicidir ve sen anlayış yoluyla bunun üzerine çıkmadıkça, zihin soldan sağa, sağdan sola ilerlemeye devam edecek ve saat çalışacak.

Sayısız yaşamlar boyu çalıştı ve sen kendini bu şekilde kandırıyorsun – çünkü mekanizmayı anlamıyorsun. Yine uzaktaki çekici oluyor, yine yolculuk etmeye başlıyorsun. Ulaştığın anda, bir zamanlar yanında olan artık uzaktadır, albenisi vardır, bir yıldız olur, değerli bir şey haline gelir.

Tao insanı engelsiz hareket eder… Sen hep engelle hareket edersin, ters kutup daima engel yaratmak için oradadır; sen bir akış değilsin.

Osho

 

By |23/01/2018|Osho|

Bir Cevap Yazın