Rahatlığın Ve Çabanın Ritmi

Çaba harcamanın, rahat olmanın tersi olduğunu düşünürüz. Paradoksal gerçek şudur ki çaba ile rahatlık birbirine zıt değildir, birbirini tamamlarlar. Bir olimpiyat koşucusu gibi, yarışı kazanmak için büyük bir çaba harcamalısınız. En yüksek performansı sağlamak için, uğraşma çabasıyla akıcı eylemin rahatlığı arasında bir denge kurmanız gerekir. Aynı şey artistik patinaj için de geçerlidir. Eğer patinajcılar çok fazla enerji ortaya koyarlarsa aşırı dönme sonucu yere düşerler. Öte yandan, en yüksek zihinsel ve bedensel çabayı harcamazlarsa, en iyi performanslarına ulaşamazlar.

Çaba harcamada aranacak hedef onu çabasızlaştırmaktır. Bir balerinin parmak uçlarında dans ederken, sınırsız saatler boyunca yaptığı çalışmalar sayesinde güzelliğini ve zarafetini sergilemesi gibi. Luciano Pavorotti tüm bir operayı tamamen rahatlamış sesiyle söylemek için kendisini eğitmişti. Bu rahatlamış sesi elde etmek için, sesinin gevşemesini sağlayacak gayreti gösterebilmek amacıyla, bedeninin her parçasını eğitmek durumunda kalmıştı. Rahatlamak ve yaşamın meydan okumalarına kendinizi vermek için güçlü olmalısınız. Zarafet ve gevşeme sağlam kuvvet tarafından desteklenir. Birinci sınıf bir şarkıcının, koşucunun ya da dansçının üstünlüğüne rehberlik eden bu başarı sırrı, her uğraşta üstün bir insana yol gösteren aynı ilkeden kaynaklanır.

Başarmanın ikili doğası içinde uzlaşmayla uğraşmanın gücü yer alır. Bir nehrin bu iki doğayı nasıl içerdiğini bir düşünün. İlerledikçe geçtiği bölgeleri aşındırarak ve düzleştirerek coğrafi bölgeyle uzlaşır, aynı zamanda da aralıksız ileriye doğru akarak nihai hedefine ulaşmak, yani denizle birleşmek için uğraşır. Bu iki doğa her zaman aynı anda dengededirler.

Nehir, çabasını öncelik sırasına göre düzenler: okyanusa doğru akmak ilk hedefidir, taşları kaldırmak ya da etraflarından dolanmak da ikincil hedefi. İkinci hedefine ulaşırken ilkini asla gözden uzak tutmaz. Nehrin, akışı durdurup ileriye atılmadan önce engel çıkartan tek bir taşı yok etmekle uğraşacak zamanı hiç yoktur.

Aynı şekilde, başarıya ulaşmak için gayret sarf ederken, daima gözünüzü dört açarak dikkatli olun, amacınıza giden yolda rahatlığın ritmini arayın. Bu ilke yaşamımızın her yönü için geçerlidir. Evlilik yaşamımızda, ilk hedef ailemiz için sevgi dolu ve uyumlu bir ortam yaratmak ve bu ortamı korumak için uğraşmaktır. İkincil hedef ise bireyselliğimizi yitirmemektir. İlk hedefimize varmak için uğraşırken, çoğu kez bireysel farklılıklarımızı uzlaştırırız.

Aynı durum bir iş görüşmesinde de ortaya çıkabilir. Birincil hedef şirketimizin küresel pazarını genişletmek için işbirliğine dayalı bir ortaklık kurmak olabilirken, ikincil hedef en iyi anlaşma için mücadele etmektir. En iyi sonucu alabilmek – anlaşmayı yapabilmek- için görüşmeci, anlaşmayı yapma ve uzlaşma zorunluluğu arasında denge kurmalıdır. Çünkü uzlaşma olmazsa, anlaşma da olmayacaktır.

 

 

Bir Cevap Yazın