Ruhsal Enerji İstemeye Bağlanmıştır

Ruhani gücümüz bizi kuşatan ruhsal enerjiyle beslenir ve ruhsal enerjimizin gelişmesi, tüm kimliğimizin gelişmesinin vesilesidir. Dua etmeyenler, ruhsal enerjiye kapalıdırlar.

Evren, sınırsız güneşe açılan pencereler gibidir. Evrendeki her oluş, o sınırsız enerjiden beslenerek gerçekleşir.

Güneş, açılan pencereden girecek; pencereyi genişlettiğinizde ışığın hacmi artacaktır.

Evrenin Yaratıcısı her varlığa özel bir doğa (fıtrat) vermiş; her şeyi bir kalıpla çevrelemiştir. Her varlık o doğa üzerine doğar, büyür ve ölür. İnsan dışındaki canlıların fiziksel ve ruhsal doğası, kesin hatlarla tamamlanmıştır. Onlar pencerelerinin boyutlarını değiştiremez. İsteklerini kendi iradeleriyle geliştiremezler. Çağlar boyunca süt veren inek, asla bal vermeyi öğrenemez. İlahi ışık, bir gül çiçeğinde ne kadar yansırsa, diğer gül çiçeğinde de o kadar yansıyacaktır. Asırlar geçer ve ağustosböceğinin ruhani penceresinden hep aynı miktarda ışık geçebilir. Bir arı çiçeğe kavuşmak istiyorsa, onun çocukları olan diğer arıların hayatları da sadece çiçeğe kavuşma dualarıyla geçecektir. Bitkiler bu çağda ne kadar güzelse, gelecek çağlarda da o kadar güzel olacak. Ancak İnsan ruhu, diğer canlıların aksine, gelişip değişmeye müsait yaratılmıştır. Bir gürgen çekirdeğinden hep gürgen ağacı gelişecektir. Oysa, bir İnsan çekirdeğinden isyankar bir Firavun da çıkabilir; yüce bir Peygamber de yetişebilir.

Ruhunuzu açarsanız, İlahi ışıklar kimliğinize doluşacaktır. Ruhunuzu ışığa açmanızın tek yolu, İstemenizdir. Yüzeysel ve duygusuz istediğinizde, ruhunuzun penceresi küçücüktür. Gözyaşlarıyla ve muhtaç bir yürekle dilediğinizde, ruhsal enerji fırtınalar halinde ruhunuza akar.

Kalbinizi ruhsal enerjiye, ışığa, feyze, nura açtığınız an, kalbinizden yüksek İsteklerin geçtiği andır. Kimileri de kalplerini şeytanın vesveselerine, karanlığa, gurura ve kahroluşa açarlar…

Duaların ve İstemelerin İnsanın ruhsal kimliğini ruhsal enerjiyle beslemesi süreci evrenseldir. Kim isterse, Evrenin Sahibinden alacaktır. Hz. Mevlana sağ avucunu semaya çevirmiş; sol avucunu da yere yöneltmiş halde dönüyordu. Bu dönüşle, semadan gelen ruhsal ışığın yere inmesine aracı olmayı temsil ediyordu. Müslümanlar dua ederken avuçlarını semaya açarlar. Ruhsal enerjinin akışı ellerde bir ağırlık ve bir sıcaklık halinde hissedilir.

Japonya’da getiştirilen reiki -evrensel hayat enerjisi- öğretisinde de eller şifa aracı olarak kullanılır. Reiki ile çalışanlar, ellerini vücudun belirlenen noktalarına dokundurarak, hayat enerjisi aktarmayı tercih ediyorlar. Kimi Çinli şifacılar da, avuç içlerini hastalarına uzaktan bir ayna gibi tutarak, sağlığa aracılık yapmaya çalışıyorlar.

Ellerinizi açarak, secdeye kapanarak ya da boynunuzu iki büklüm önünüze eğerek de olsa benzer sonuçlara ulaşıyorsunuz: Reiki felsefesinde enerji istiyorsunuz; islam dininde nur (ruhsal ışık) talep ediyorsunuz. Sonra da nurlanan bedeninizi kuşatan devreyi, ışıklanan ellerinizi yüzünüze sürerek tamamlıyorsunuz.

2.700 hasta üzerinde yapılan 23 bilimsel araştırma, kendilerine haberleri olmadan dua edilen hastaların yüzde 57’sinde, ağrının azalması ve iyileşmenin hızlanması gibi etkiler ortaya çıkarmıştır.

Dua ettiğinizde, yaratılan iyileştirici enerji hedefine ulaşıyor ve etkisini gösteriyor. Ateise düşünürlerden Dan Barker, bu durumu plasebo etkisi olarak tanımlıyor. Duayı dinleyen ve isteneni yaratan Tanrı olmasa bile, aynı etkilerin kendini sevdiklerine bağlı hisseden her hastada ortaya çıkacağını savunuyor.

Dr. Franklin Loehr gibi araştırmacılar, bu teze itiraz ettiler. Eğer dua bitkilere ve hatta cansızlara da etki ediyorsa, Parker’ın iddiası doğru olamazdı. Nitekim, bir grup bitki için olumlu, diğer grup bitki için de olumsuz dua yaptılar. Olumlu dua yapılan bitkilerin her defasında daha hızlı filizlendiğini ve daha gür yetiştiğini belirlediler.

Ardından canlı bitkiler yerine, onları sulamada kullandıkları cansız suya dua ettiler. Dua edilen suyla beslenen bitkilerin filizlenmesi dua edilmeyen suyla beslenenlerden daha canlı ve hızlı gerçekleşiyordu. Bu deneyleri defalarca tekrarladılar ve hep aynı sonucu aldılar. Bu durum, duayla akan enerjinin, sadece İnsanların sağlıklarında değil, canlı bitkilerin ve cansız maddelerin üzerinde de etkili olduğunu ispatlamaktadır.

Dualarınız ruhunuzu ruhsal enerjiye açacak; çevreniz ruhunuzdan aydınlanacaktır.

Evrenin ruhsal boyutunda (melekut), dua, nur, ruh ve melekle kuşatılmayan noktalar karanlıktır; yokluktur. Gözlerimiz maddenin ardına bakabilseydi, zifirı karanlığa yayılan melek kafilelerinin ışık nehirleri halinde akıp gittiklerini; semalar arasında şimşekler gibi çakışıp durduklarını görebilecektik. Sonra da dünyayı, her tarafı güneşlerin ıklarıyla çevrili bir küre halinde algılayacaktık.

Ötelerden dünya zeminine şimşekler gibi ruhsal ışıklar akıp durmaktadır. Devamlı ve belki de milyarlarca kez… Kimi ışıklar belki sicimler gibi inceciktir… Kimileri birkaç saniye sürmektedir. Sonra kimi köşelerdeki duygulu yaşlıların kalplerine sürekli akan aydınlatıcı ışıklar göreceksiniz. Ardından bir şimşek çakar ki, diğer tüm ışıkları gölgede bırakarak gözleri kamaştırır. Muhtemelen o anda masum bir kalp, uğradığı acımasız zulüm karşısında İlahi yardım, dilemiştir. Sonra bir güneş yükseliyordur sanki… Bir veli öyle yüksek bir kalple dua etmektedir ki, ruhani bulutlardan süzülen ışık, dünyanın tüm ruhsal boyutunu aydınlatmaktadır.

 

Muhammed Bozdag

 

One Comment

  1. Emine nalçacı 9 Şubat 2018 at 10:27 - Reply

    Merhabalar. Paylaşımınız çok güzel….Teşekkür ediyorum. Sevgiler

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: