Lüsid Rüya

 

LÜSİD RÜYA HAKKINDA TEMEL BİLGİLER

Lüsid rüya nedir? Lüsid rüya, rüyalarınızda bilinçli olma sanatıdır. Bilinçli bir rüya, rüyanın içinde hâlâ uyuyorken “Aha! Rüya görüyorum!” dediğiniz rüyalardır. Bir rüyanın içinde bilinçli olduğunuz zaman, onunla etkileşim halinde olur ve bilinçaltınızla dans ederek iradenizle onu yönlendirebilirsiniz.

Psikolojiye, farkındalığa, hayal gücü ya da bilinçaltının gücüne az da olsa ilgi duyuyorsanız, lüsid rüyayı seveceksiniz. Bilinçli rüya, zihninizin en derin kuyularına bilinçli bir erişim ve kendi iradenizle rüyalarınıza rehberlik edebilme imkânı sağlar.

Lüsid Rüya nasıl çalışır?
Lüsid rüyada uyanmazsınız; aslında hâlâ derin uykudasınızdır. Fakat beyninizin bir kısmı (sağ dorsolateral prefrontal korteks; merak ederseniz diye), rüya hâlini özyansıtımlı farkındalıkla, bilinçli bir şekilde deneyimlemenizi sağlar. Rüya görüyorken rüya gördüğünüzün farkında olmanız, size var olan en güçlü görsel gerçeklik üretecine erişme imkânı sağlar: insan zihni.

Bana göre lüsid rüyanın en devrimsel özelliği uyumayı eğlenceli hâle getiriyor olması! Bu tür rüyalar yaşamlarımız boyunca yatakta geçirdiğimiz yirmi beş yıl ile ilişkimizi tümüyle yeniden şekillendirir. Birden uyku, bazı insanların farz ettiği gibi, zaman kaybı olmaktan ziyade psiko-spritüel gelişim ve uyanıklık halimizde de bizi daha bilinçli ve farkında kılan bir içsel keşif laboratuvarımız için potansiyel bir eğitim alanı haline gelir. Bilinçaltımızda bilinçli olduğumuz zaman, en vahşi hayallerimizin ötesinde sınırsız, hudutsuz ve yaratıcı olduğumuzun farkına varırız.

İnsanların birçoğu yaşamlarının bir evresinde lüsid rüyalar görmüştür. Ancak lüsid rüya sanatını öğrenme süreci sayesinde bu inanılmaz olguya bilerek ve isteyerek geliyoruz. Aslına bakılırsa “lüsid rüya” terimi biraz yanlış; “bilinçli rüya” dememiz daha doğru olur. Çünkü bu, canlı bir netlikten daha çok, tecrübeyi betimleyen bilinçli farkındalık durumudur ancak şimdilik lüsid terimine bağlı kalacağız.

Gelgelelim, lüsid rüyanın ne olduğu ile ilgili çok fazla yanlış anlaşılma olsa da, bir an için lüsid rüyanın ne olmadığına bakmaya değer.

  • Lüsid rüya yarı uyanıklık/yarı uyku durumu değildir. Bilinçli bir rüyadayken REM uykusundasınızdır (hızlı göz hareketli uyku). Ancak siz rüya görürken beyninizin bir bölümü aktif olur ve rüyanızı bilinçli bir şekilde tecrübe etmenize izin verir.
  • Lüsid rüyalar genellikle süper canlı, yüksek çözünürlüklü tecrübeler olmalarına rağmen, sadece çok canlı rüyalar olarak tanımlanamazlar.
  • Lüsid rüya, beden dışı deneyim değildir (buna bazen astral seyahat de denir).
    Bu, birçok lüsid rüya uygulayıcısı arasında hâlâ tartışma konusudur.
    Ancak bana göre, bilinçli bir rüya ağırlıklı olarak kendi kişisel zihnimizin içinde yer alırken, beden dışı bir tecrübede bu sınırların dışına çıkarız.

Lüsid rüya, rüya görüyorken rüyada olduğunuzu bilmektir. Bunu netleştirdiğimize sevindim!
Lüsid haldeyken kendi zihninizin üç boyutlu yapısı içinde tam anlamıyla bilinçli olursunuz. Kendi psikolojinizin bir yansımasında gerçek anlamda yürüyebilir veya uçabilirsiniz ve kendi ruhunuza ait kişiliklerle karmakarışık konuşmalar yapabilirsiniz.

Yüksek seviye bir bilinçlilik, yüksek seviye bir zihin netliği gerektirir. Bu, uykuda olduğunuz ve bedeninizin yatakta yatıyor olduğu gerçeğini derinlemesine düşünmek demektir. Kendi kendinize, “Çok havalı ya, uyandığım zaman bunu insanlara anlatmak için sabırsızlanıyorum!” diye düşünebilir, uyanık hatıralarınıza ve kişisel tecrübelerinize dalabilirsiniz. Bu iyileştirebilir, meditasyon yapabilir ve uyanık durumdayken öğrenmenizin mümkün olmadığı şeyleri öğrenebilirsiniz demektir.

Bu size çok uzak görünebilir, ama açık ara farkla en uzak şeylerden biri de değildir. Lüsid rüyaya yeni başlayanları en çok şaşırtan şey, bunun ne kadar gerçekçi olduğudur. Lüsid bir rüyada uyanık gerçeklik kadar gerçek görür, hisseder, tat alır ve koklarsınız. Ancak yine de her şey esasında zihnin bir yansımasıdır. Lüsid bir rüyanın nasıl hissettirdiğini gözünüzde canlandırmakta sorun yaşıyorsanız, vaka çalışmalarındaki raporlara göz atabilirsiniz.

Kuşkucular ve her şeye hayır diyenler bilsinler ki lüsid rüya gerçektir. Bu neredeyse kırk yıldır bilimsel olarak kanıtlanmış bir uyku olgusudur. Lüsid rüya vardır ve biz var olduğunu biliyoruz çünkü eşsiz ve “‘görülebilir sinirsel bağlara” sahiptir ki bu da sadece psikolojik değil, aynı zamanda fiziksel olduğu anlamına gelmektedir.

Bilim zamanı
2009 yılında Frankfurt Üniversitesi sinirbilim kliniğindeki araştırmacılar “lüsid rüyanın, uyanıklık ve REM durumundan tanımlanabilir ve ölçülebilir farklılıkları olan melez bir bilinç durumu oluşturduğunu”1 doğruladılar. Daha sonra 2012’de Münih Max Planck Psikiyatri Enstitüsü’nde, lüsid bilincin rüya halindeyken, sağ dorsolateral prefrontal korteks ve frontopolar bölgeleri de dâhil olmak üzere, “beynin öz-değerlendirme ve öz-algı ile bağlantılı alanlarındaki aktivitelerin, saniyeler içinde önemli derecede arttığı” keşfedilmiştir.

Peki, bunu nasıl keşfettiler? Eğer birini EEG gibi beyni izleyen ya da MR gibi bir işlevsel bir donanıma – manyetik rezonans kullanarak beyin aktivitelerinin canlı bir resmini çıkaran bir çeşit yazıcı- bağlar ve rüya halindeyken onu takip ederseniz, beyin sapının ve beynin arkasında bulunan artkafa lobunun oldukça aktifken, beynin ön kısmının, prefrontal korteksin neredeyse tamamen pasif olduğunu görürsünüz.

Bilim insanları, biz rüyadayken prefrontal korteksteki kişilik merkezlerimizin ve ben-algılarımızın bulunduğu alanların “çevrimdışı” olduğuna inanırlar. Büyük bir mutlulukla gerçekten Mısır kraliçesi olduğumuzu kabul edebiliriz. Biz uyanana kadar prefrontal korteksimiz tekrar “çevrimiçi” olur ve Mısır kraliçesi olmanın sadece bir rüyadan ibaret olduğunu fark ederiz.

Fakat lüsid bir rüyada farklı süreçler vardır. Lüsid olduğumuz zaman, hâlâ uykudayken, prefrontal korteksteki alanlar tekrar devreye girer ve bu yüzden “Dur bir saniye, Mısır kraliçesi mi? Rüya görüyor olmalıyım!” diye düşünürüz. Veyahut meditasyon uzmanı Rob Nairn’in şairane sözleriyle aktarmak gerekirse: “Gerçek olarak düşündüğümüz şeyin aslında bir rüya olduğunu fark ettiğimiz zaman, bilinçte doğrudan bir vites değişimi, bir kayma deneyimleriz. Ve böylece ruh labirenti bize kendini gösterir.”

Spontane gelişen bir lüsid rüya hakkındaki en genel yargılardan biri de bir rüyayı “anormal” olarak nitelendirmek ve rüya gördüğünüzün farkında olmaktır, Bu sistem nasıl çalışır? Rüya görürken tuhaf bir şey olduğu zaman, “Bu da neydi, şimdi? Gerçek hayatta böyle bir şey olamaz, rüya görüyor olmalıyım!” diye düşünürsünüz.

Lüsid rüyaya yeni başlayanların birçoğu için bu durum adrenalin salgılanmasına yol açar (“Vay be, bu inanılmaz!”) ve ilk lüsid rüyalarından hatırladıkları bir sonraki şey hızlı kalp atışları ve heyecandan titreyerek yatakta uyanmaları olur. Biraz pratik yaparak istediğimiz kadar lüsid rüyada kalabilmemiz mümkün olsa da, bunu nasıl yapacağımıza daha sonra değineceğiz.

Garip ama gerçek 
Lüsid rüyada beş dakika geçirmiş gibi hissederseniz, muhtemelen beş dakika geçirmişsinizdir. Araştırmalar birçok insanın lüsid rüyada geçirdiği zamanın, uyanık olunan zamanla yaklaşık olarak aynı olduğu göstermektedir. Peki, neden? Çünkü lüsid olduğumuz zaman, tıpkı uyanık olduğumuzda olduğu gibi zamanı kestirme yetimiz vardır. Zihninizin içinde bir saatliğine (rüya sürecinizin en uzun kısmı) gezindiğinizi hayal edin.

Lüsid rüya beni yorar mı?
Hayır, yormaz; aslına bakılırsa, çoğu insan lüsid rüyalarından, her zamanki lüsid olmayan rüyalarına kıyasla daha dinç uyandıklarını hissederler. Lüsid rüya neredeyse sadece, hiç de rahatlatıcı olmayan bir uyku durumu olan REM uykusu içinde gerçekleşir. Aslına REM uykusunun orijinal adı “paradoksal uyku”dur. Buradaki paradoks, REM esnasında beynin uyanık olduğumuzdan çok daha aktif halde olmasıdır.

Rüya görmenin her evresinin bir amacı vardır. REM uyku safhaları hafızamızı tekrardan yenileyip psikolojik sürecimizi bütünlerken, uykumuzun büyük bir bölümünü oluşturan REM dışı ve derin uyku safhaları, her şeyden önce bedenin dinlenmesi ve “zihnin arınması” için gereklidir.

Lüsid olmayan rüyalar tabii ki bunu doğal olarak yaparlar ancak bir defa rüyalarımızda bilinçli hâle geldiğimizde beynin bazen, yüksek seviyede meditasyonla bağdaştırılan yüksek frekanslı gama dalgaları, hipnotizma ve psikolojik gelişim gibi belirtiler göstermeye başladığı gözlenmiştir. Bu, lüsid olunduğunda REM safhasının normalden çok daha faydalı olduğu anlamına gelebilir. Aynı zamanda birçok insan için lüsid rüya o kadar çok heyecan verici olur ki lüsid rüyanın ertesi günü genellikle bir neşe ve başarı hissiyle aydınlanıverir.

Gerçekten daha gerçek
Daha önce de bahsettiğim gibi, lüsid rüyaların garip olan yanı çoğu zaman rüya gibi olmamalarıdır. Tam anlamıyla lüsid olan rüyalar o kadar gerçekçidir ki birçok insan gerçekliğin başka bir boyutuna girdiklerine inanırlar. Aslında öyledir, ancak başka bir yerde bulunan boşluktaki bir boyutta değil, kendi zihinlerinin içindeki boyuttadırlar.

Lüsid rüyanın karmaşık detayları çok sıra dışıdır. Eliniz de kalbiniz de sadece bir rüya ürünü olsa bile, elinizi kalbinizin üstüne koyduğunuzda genellikle atışını hissedebilirsiniz. Lüsid bir rüya gerçek hayattan bile daha gerçek hissettirebilir ve bu hiper-gerçeklik, hislerimizin fiziksel organlarımızın hisleriyle sınırlı olmadığı gerçeğinden gelir. Mesela, bir zamanlar görme yetim gerçek yaşamda oldukça zayıftı, ancak lüsid rüyada kusursuzdu. Bunun nedeni, lüsid rüyada gözümle değil, zihnimle görüyor olmamdı.

Lüsid rüya her ne kadar gerçek dünyayla benzerlikler gösterse de aynı kurallar geçerli değildir. Bu da uçabilir, telekinezi yoluyla eşyaları hareket ettirebilir, rüya karakterleri ile telepati yoluyla iletişim kurabilir ve rüyanın hikâyesine arzumuz ve beklentimiz doğrultusunda yön verebiliriz demektir. Aslında lüsid rüya, ince bir şekilde karmaşık zihinsel bir yapıdır ki bu yapı uyanık gerçekliğin doğasını sorgulamamıza neden olabilecek kadar gerçekçi görünebilir.

Peki, bu lüsid  rüyacıların gerçek olanla bağlantılarını kesinlikle kaybedilecekleri anlamına mı gelmektedir? Hayır, aslında tam tersi olur. Düş sahnesinin halüsinojenik doğası aracılığıyla bakar ve bunun bir illüzyon olduğunu bilirsek, uyanık durumda illüzyonu fark etmekte daha donanımlı bir hâle geliriz. Bu bizi zihinsel açıdan daha istikrarlı ve kendinin farkında olan insanlar yapar.

Garip ama gerçek
Rüya araştırmacısı Jayne Gackenbach lüsid rüyayı kilo vermek için kullanan bir denekten bahsediyor.
Raporlar gösteriyor ki kadın, rüyasında yemek yiyebileceğini bildiği için gün içinde yağlı yiyeceklerden uzak duruyor. Belki de lüsid bir rüyada yemek yemek o kadar gerçekçi ki beyin mideye doyma sinyalleri gönderip “Doluyum,” diyor. Hipnotik mide şeridi, çatla da patla!

Lüsid rüyanın nasıl hissettirdiğini açıklamaya çalışmak çikolatanın tadını açıklamaya çalışmak gibi. Dünya üstündeki tüm sıfatları kullanmaya kalksam da çikolatanın tadının nasıl olduğunu ağzınıza bir parça atmadan hiçbir şekilde anlayamazsınız. Lüsid rüyada da bu böyle. Bu kitap çikolatanın tadına bakmanıza yardım edecek. Aslında lüsid rüya hakkında bir şeyler okumaya başlayanlar genellikle kakaonun kokusunu alır, lüsid rüya gördüklerinin anlar ve de onları çikolata fabrikasını ziyarete götürecek olan altın bileti bulabilirler.

Rüyayı kontrol etme
Lüsid olduğunuz zaman rüyanızda ne yapacağınızı bizzat seçebilirsiniz. Bu, rüyanın içinde sörf yap
maktan tutun da meditasyon yapmaya, veyahut üst benliğinizin bir karakteriyle tanışmaya kadar her şey olabilir. Fakat yeni başlayanların birçoğu genelde uçmayı seçer. Lüsid olur, uçmaya hedeflenir ve gittikçe hızlarıyla yörüngelerini kontrol ederek düş sahnesi üstünde havalanırlar. Bu seviyedeki bir kişisel kontrol tüm rüyayı kontrol ettiklerini düşünmelerine neden olabilir ama durum o kadar da basit değil.

Lüsid rüya uzmanı Robert Waggoner Lucid Dreaming: Gatewayto the lnrıerSelf (Lüsid Rüya: İç Benliğe Açılan Kapı) kitabında şöyle der: “Hiçbir denizci, denizi kontrol edemez. Aynı şekilde, hiçbir lüsid rüyacı da rüyayı kontrol edemez.” Bu çok yerinde bir tabir çünkü denizin muhteşem gücünü kontrol ettiğini düşünen bir denizci çok kibirli biri olurdu. Rüyalarımızda da durum aynıdır.

Lüsid olduğumuzda rüyamızda vücut bulan somun pehlivanı egomuzun, bir şekilde bilinçaltımızın o muhteşem gücünü kontrol veya domine edebileceğini düşünmek onu şişirilmiş bir etki derecesine dayandırmaktır. Bilinçsiz bir şekilde rüyada olan bir zihin, ego zihninden çok daha güçlüdür ve rüyayı kontrol edebildiğini sanan lüsid rüyacılar tam olarak neyle uğraştıklarının farkında değillerdir.

Kontrol etmeyi amaçlamak genellikle bastırmak, domine etmek ve zapt etmektir. Bu yüzden kontrolden ziyade rüyada koreografi oluşturmayı, rüyayı etkilemeyi ve yönlendirmeyi hedefleyelim. Ancak bilinçaltında kelimelerin muhteşem bir etkisi vardır. Bu yüzden kelimelerinizin içerdiği enerjiye dikkat edin. Bilinçaltımda düşman değil dost olmalıyız. Rüya gören zihninizi kontrol etmeye çalışmayın; tam aksine ona arkadaşça davranmaya çalışın. Çünkü bilinçaltınızdan bir arkadaş edindiğiniz zaman, şimdiye kadar mümkün olabileceğini bile düşünemediğiniz bir enerjiden daha fazlasına erişme imkânı yakalarsınız.

Garip ama gerçek
Bilgisayar oyunları oynamanın lüsid rüyaya faydası olduğu görülmektedir (üzgünüm ebeveynler!).
Rüya psikologları, oynadıkları oyunların ortamlarını değiştirmeye alışkın olan oyuncuların bunu rüyalarına da uyarlayabildiklerini rapor etmişlerdir. Araştırmalar sık sık bilgisayar oyunu oynayan kişilerin lüsid rüya görme olasılıklarının daha yüksek olduğunu ve lüsid oldukları zaman ise rüyadaki dünyalarına daha iyi bir şekilde etki edebildiklerini göstermiştir.

Beyinde yeni yollar yaratmak
Yıllarca bize “Eski köye yeni adet getiremezsiniz,” denildi. Ancak nörolojiden çıkan ve nöroplastisite denen oldukça iyimser bir yaklaşım bizden, bir kere yetişkinliğe eriştiğimizde beynin fiziksel yapısının değişmeyeceğine dair olan eski düşünceyi tekrar gözden geçirmemizi istemektedir. Nöroplasti beynin yeni öğrenilen ve tekrarlanan eylemlere karşılık olarak değişme ve adapte olma yetisi olarak adlandırılan bir terimdir ve lüsid rüya ile ilişkili olabilmektedir.

Nasıl mı? Sinir sistemimiz uyanık tecrübelerimiz ile lüsid tecrübelerimizi ayıramaz ki bu, beynimizin bir şeylerle ilgili olarak bilinçli bir şekilde rüya görürken o şeyi hayal etmek olarak değil, gerçekten yapmak olarak algıladığı anlamına gelir. Lüsid rüya o kadar içseldir ki beynimiz gördüğümüz şeye uyumlu olarak işlev göstermeye başlar. Sonuç olarak lüsid rüyalarınızda öğrenebilir, eğitebilir ve hatta beyninizin en derinlerinde kalıcı değişimler gerçekleştirebilirsiniz.

Peki, bu nasıl olur? Beynin tam bilinçliliği beraberinde getiren prefrontal alanlarının aktivasyonuna şükürler olsun ki uyurken nöroplastinin tüm potansiyelini kullanmaya başlayabiliriz. Lüsid rüya esnasında tıpkı uyanık olduğumuzdaki gibi beyindeki nörolojik yollar güçlenip yaratılabilir. Bu demek oluyor ki, lüsid rüyasında belirli egzersizlerle (spor, sanat veya iyi niyet gösterileri gibi) uğraşan rüyacılar, bu egzersizlerle ilgili yolları yaratıp güçlendirerek, onları uyanık haldeyken de yapmayı daha kolay kılıyorlar.

Bu nedenle lüsid bir rüyada her cesur davranışınızla, uyanık durumdaki cesaretinizle bağlantılı nörolojik yolları kuvvetlendirirsiniz. Ve bilinçdışı zihninize her dostluk eli uzatışınızda, uyanık olduğunuzda bile devam edecek bir ilişkiyi pekiştirirsiniz.

Lüsid olmayan rüyalarda nöroplasti aynı kapsamda değildir (bu yüzden patronunuzu boğazladığınız o rüyayı fazla zorlamayın!). Ancak lüsid olduğumuzda ve ne yapacağımıza karar verdiğimizde, yapacağımız hareketlere dayanan nörolojik yollarımızı etkileyebiliriz. Bunun çok büyük sonuçları vardır; uyurken beynimizi değiştirebiliriz.

Zihnin buzdağı
Psikanalizin babası ve Düşlerin Yorumu adlı kitabın yazarı Sigmund Freud, rüya çalışmalarının tedavi edici bir yönde kullanımını yaymak için çok büyük işler yapmıştır. Fikirlerinin birçoğu şimdi her ne kadar eski görünse de psişik modeli yüz yıl önce olduğu gibi şimdi de faydalıdır.

Freud’un teorileri zihni, üstünde görüneninden çok daha fazlasının altında olduğunu bildiğimiz bir buzdağı olarak düşünmemize neden oldu. Bu kıyaslama Freud’un bilinçaltı ve bilinç ayırımının temelini oluşturdu. Freud zihnin hemen algılanan kısmının, yani “bilinçli zihnin” çok küçük bir kısım olduğuna ve zihnin büyük bir bölümünün bilinçaltından -yüzeyin altında gizlenen kısım- oluştuğuna inandı. Çoğu insan, kendisinin yalnızca bilincinde olduğu şeylerden ibaret olduğuna inanır: düşünceleri, hisleri, inançları ve algıları gibi. Ancak bunlar aslında kim olduğumuzun çok küçük bir parçasıdır. Üzücü bir şekilde, çoğumuz yaşamlarımız boyunca sadece yüzeyde görebildiğimiz dalgalanmalarla sınırlanıp, aslında bu yüzeyin altında yatan zihinsel enerjinin güç merkezinin farkında olmadan uyurgezer bir halde dolaşırız.

Bilinçaltı, uyanık durumdaki sınırlı erişimi olan bilinçli zihne oranla, müthiş bilgi birikimleri içerir (şimdiye kadar yaptığımız, söylediğimiz, duyduğumuz veya gördüğümüz her şeyi). Buzdağı imgesini kullanarak, gözlemlenebilir ve mantıklı farkındalığımıza uygun olan bilinçli zihnin beynimizin yaklaşık olarak %10’unu, bununla birlikte genellikle fark edilmeyen ve görünürde mantıkdışı -bilincimize göre mantıkdışı olmaktan bahsediyoruz- içeriklerden oluşan bilinçaltının da %90’ını oluşturduğunu gözümüzde canlandırabiliriz.

Peki, bilinçaltını keşfetmenin en kolay yolu nedir? Rüyalarımızdır. Rüyalar öncelikle bilinçaltından oluşur ve kaynaklanır. Bu yüzden rüyalarımızı keşfetmek bilinçaltımızı keşfetmektir. Lüsid rüya bu keşfi bir adım öteye taşır. Çünkü bir defasında hipnoterapi uzmanı Valerie Austin’in bana söylediği gibi, lüsid rüya, “bu verilere mantıklı, bilinçli zihnimiz tarafından ekleme yapılmadan, doğrudan bilinçaltımız ile erişim” imkânı sağlar.

Asıl kapasitemiz bize görünmek için beklemektedir ve meditasyon, kendi kendini hipnotize etme, enerji çalışmaları ve tabii ki lüsid rüya gibi zihin egzersizleri yapmaya başladığımız zaman buzdağının ne kadar derinlere indiği fikrini hemen anlamaya başlarız.

Daha derinlere inmek ister misiniz?
Peki, eğer zihnimiz bir buzdağı gibiyse, içinde yüzdüğü okyanus nedir? Ve lüsid rüyanın içinden bu okyanusa erişebilir miyiz? Cevap: Evet, erişebiliriz.
Lüsid rüyalarımız vasıtasıyla buzdağının derinliklerine indiğimizde görülür ki, ben-ötesi kolektif bilinçaltı ve ötesi (bundan-daha sonra detaylı olarak bahsedeceğiz) ile iletişim kurmamızı sağlayan dış alanlarını keşfedebiliriz.

Aynı zamanda, lüsid rüyanın kısmi geçirgen zarı yoluyla, pratik yaparak buzdağını tamamen terk edebilir ve içinde yüzdüğü evrensel okyanusvari zihni keşfedebiliriz. Bu tür beden-dışı keşif çalışmalar hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz, Dreams of Awakening (Uyanış Rüyaları) isimli ilk kitabıma bakabilirsiniz.

Mektuplarımızı posta kutusundan almak
Her rüya gördüğümüzde bilinçaltımızın bize bir mektup yazdığı söylenir. Birçoğumuz bu mektupları okuma derdine girmez ve bazılarımız da mektup aldıklarının bile farkında değillerdir. Ancak herkes rüya görür ve bu yüzdendir ki hepimiz her gece rüya gören zihnimizden mesajlar alırız. Mektuplar bazen günlük olayların bir özeti gibidir. Fakat bazen de içinde bulunduğumuz zihinsel durumumuza yoğun bir ışık tutarlar. Bütün mektuplar eşsizdir ve her gece bize okumamız için yeni mektuplar sunar.

Tüm yaşamı boyunca bir arkadaşınıza mektup yazdığınızı ve arkadaşınızın bu mektupları okumak bir yana, onları posta kutusundan bile almadığını bildiğinizi hayal edin. Ancak her şeye rağmen yorulmadan yazmaya devam ediyorsunuz. Sonra bir gün arkadaşınızın nihayet mektuplarınızı okumaya başladığını anlıyorsunuz. Nasıl hissederdiniz? Muhtemelen o arkadaşınızla daha önce hissetmediğiniz türde bir bağ kurma sevinci içinde olurdunuz ve daha ilgi çekici, enteresan ve heyecan verici mektuplar yazmaya başlardınız. İşte rüyalarımızda da durum böyledir.

Ancak bilinçaltımızdan gelen mektupları nasıl okuyabilir ve ne anlatmaya çalıştığını nasıl ayırt edebiliriz? Öncelikle mektuplarımızı posta kutusundan almaya başlamamız gerekir ki bu da rüyalarımızı hatırlamamız gerektiği anlamına gelir. Bu yalnızca bilinçaltınızın içeriğinin ve formunun içyüzünü anlamanızı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda bilinçaltınıza onu dinlemeye hazır olduğunuzu da söyler. Onca yıldır göz ardı edilen mektup yazarı artık dinlenmeye başlamıştır. Ne mutlu! Ve artık bilinçaltı bu sefer daha derin anlamlar içeren mektuplar yazmak ve daha engin içgörüler paylaşmak ister.

Mektup yazarıyla tanışma
Bir gün mektup arkadaşınızla yüz yüze görüşmeye karar verirsiniz ve bu yüzden bunu mümkün kılacak olan lüsid rüya egzersizleri yapmaya başlarsınız. O gece rüyanızda kendinizi tam olarak bilinçli bir halde bulursunuz. Mektup yazarı, yazma işiyle meşguldür ve sonra siz de birden o yazmaya devam ederken rüyanın içine girersiniz.

Sizi gördüğüne ne kadar sevindiğini hayal edin! Edeceğiniz sohbetleri hayal edin. Kurabileceğiniz dostluğu düşünün. Rüyamızda lüsid olmak da tam da böyle bir şey işte: nihayet mektup yazarıyla yüz yüze gelmek gibi. Fakat dikkatli olun, mektup yazarı bize yıllardır yazıyordu ve şimdi ise sonunda bizimle konuşma fırsatı buldu. Şundan emin olabiliriz ki havadan sudan konuşmayacaktır ve doğrudan ilginç konulara girebilir. Lüsid rüyalarımızın bu kadar yoğun, bu kadar net olabilmesinin nedeni budur. Hayatımızın uzun bir süresi boyunca zihnimizin saklı kalmış tarafları hakkında bilgi ediniriz.

Ancak aceleci davranıp hataya düşmeyelim. Mektup yazarıyla tanışmadan önce yazdığı mektupları okumaya başlamanız gerekir. Nasıl mı? Kendinizi, rüyalarınızı hatırlamanız için eğiterek. Rüyaları hatırlamak sadece bilinçaltımızla olan ilişkimizin kaynağı değil, aynı zamanda lüsid rüya egzersizlerimizin de kaynağıdır. Şimdi tıpkı ilk lüsid rüya alet çantamızı açar gibi tam da bu kaynağın temelini atıp rüyalarımızı nasıl anımsayacağımızı ve belgeleyeceğimizi keşfedeceğiz.

Rüyaları Hatırlamayı Hızlandıran Beş Adım

  1. Rüya görmeye başlamadan önce rüyalarınızı anımsamaya odaklanın. Yatmaya gitmeden önce ve hatta uykuya dalarken bile kendinize sürekli “Bu gece rüyalarımı hatırlayacağım. Muhteşem bir şekilde rüyalarımı hatırlarım” deyin.
  2. Rüyalarınızı hatırlamak istiyorsanız, kendinizi rüya esnasında uyandırmaya çalışın ki rüyanız aklınızda taze bir şekilde kalsın. Bunun gerçekleştiğini nereden bileceğiz? Bu konuyu ileriki bölümlerde açıklayacağım. Ancak uyku döngünüzün son iki saati en uzun uyku periyodunuzun gerçekleştiği zamandır.
  3. Çoğunlukla rüyalarımızın hatırları zihnimizden çok bedenimizde hissedilir. Uyandığınızda bedeninizde hissettiğiniz duyguları keşfetmeyi unutmayın. Bazen benim rüya hafızam şunun kadar basittir: “Rüyanın çoğunu hatırlayamıyorum ama karnımda bir mutluluk hissi ile uyandım”
  4. Rüyadan sadece tek bir hareketi veya duyguyu hatırlayabiliyorsanız zamanla rüyalarının geri kalanını toplayarak, o noktadan geriye doğru çalışabilirsiniz. Kalkar kalkmaz kendinize bazı sorular sorun: “Neredeydim? Ne yapıyordum? Nasıl hissediyorum?”
  5. Rüyalarınızı hatırlayamıyorsanız bile onlardan vazgeçmeyin. Benim rüyalarım çoğunlukla kahvaltıdan sonra bir bardak çay içerken veya bazen öğleden sonra uyku bastırıp zihnim rüya haline dönüş aşamasındayken aklıma gelir. Hatırlamak için kendinize zaman tanıyın.

 

Lüsid Rüya

Charlie Morley

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın